Bulgaristan’da son günlerde art arda yaşanan gelişmeler, ülkede aşırı sağ ve radikal milliyetçi çevrelerin faaliyetlerini yeniden kamuoyunun gündemine taşıdı. Filibe merkezli yürütülen uluslararası neo-Nazi operasyonunun hemen ardından, milliyetçi bir grubun Rodoplar’daki tarihi Enihan Baba Tekkesi önünde gerçekleştirdiği eylem ve sosyal medyada başlattığı provokatif söylemler ülkede geniş yankı uyandırdı.
Filibe’de 18 Kişilik Neo-Nazi Operasyonu
Güvenlik birimleri, uluslararası neo-Nazi yapılanması olarak bilinen Blood & Honour ile bağlantılı olduğu belirlenen kişilere yönelik Filibe merkezli bir operasyon gerçekleştirdi. Operasyon kapsamında 18 kişi gözaltına alındı.
Araştırmalar, yapılanmanın özellikle müzik etkinlikleri, internet ağları ve gençlik grupları üzerinden taban kazanmaya çalıştığını ortaya koyarken; güvenlik güçlerinin operasyonunun radikal ağların derinliğini belirlemek adına kritik bir adım olduğu değerlendiriliyor.
Hedefte Bu Kez Tarihi Enihan Baba Tekkesi Vardı
Gözaltıların ardından “Kuberov Voin” adlı milliyetçi grup, Filibe’de işlenen bir cinayetle bağlantılı olarak Alen Simeonov’a açık destek verdi. Grup, eş zamanlı olarak Rodoplar’da yer alan tarihi Enihan Baba Tekkesi önünde eylem düzenleyerek görüntülerini sosyal medyada paylaştı.
Açıklamalarında Osmanlı geçmişi ve Müslüman-Alevi inancının sembollerinden olan Enihan Baba’yı hedef alan grup, “neo-Osmanlıcılıkla mücadele” adı altında ayrıştırıcı ifadeler kullandı. Etnik ve dini çeşitliliğiyle bilinen Rodoplar bölgesinde tarihi mekanlar üzerinden yürütülen bu söylem, toplumsal barışı tehdit eden bir provokasyon olarak yorumlandı.
Rodoplar Bölgesinde Tehlikeli Gerilim
Müslüman, Türk ve Alevi-Bektaşi toplulukların yüzyıllardır bir arada yaşadığı Rodoplar, tarihsel olarak ülkenin en hassas bölgeleri arasında yer alıyor. Uzmanlar, tarihi figürler ve inanç merkezleri üzerinden üretilen düşmanlaştırıcı dilin toplumsal gerilimleri tırmandırma riski taşıdığına dikkat çekiyor.
Radikalleşme ve Sosyal Medya Propagandası
Gelişmeler, Bulgaristan’da aşırı sağ ideolojilerin sosyal medya üzerinden nasıl zemin aradığını ve adli olayları siyasi propagandaya dönüştürme çabalarını gözler önüne seriyor. Güvenlik ve yargı birimlerinin yalnızca münferit eylemlerle değil; şiddet çağrıları, finansman ağları ve radikalleşme süreçleriyle de çok yönlü mücadele yürütmesi gerektiği vurgulanıyor.















